Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
1.50
1.94
60,755

En Çok Okunanlar

Aslan Tektaş

Aslan Tektaş

22 Haziran 2009
font boyutu küçülsün büyüsün


Gürün’de proje yarışı


Gürün’de son dönemlerde yapılan projeler kamuoyunun dikkatini çekiyor. Ard arda uygulamaya konan projeler toplumumuzu olumlu yönde motive ederken bunun yanı sıra çevremizdeki diğer bölgelere göre gelişmişlik anlamında da ciddi bir adım olarak gözlemleniyor. Kamu kaynaklarının yanı sıra dışarıdan sağlanan olanaklar Gürün’e yansıtılmaya gayret ediliyor.

Proje üretme konusundaki başarısı, gayreti ve teşvik edici unsur olmasından dolayı Kaymakamımız Davut Gül’ü tebrik ediyoruz. Eeeee boşuna mı ‘Yılın Kaymakamı’ seçtiler değil mi? Allah nazardan ve kem gözlerden saklasın.

Başarılı çalışmalara imza atan Kaymakamımız Gürün’e güzel projeler kazandırdı ve kazandırmaya devam ediyor. Her görüşmemizde yeni bir çalışmanın müjdesini veriyor. Anadolu Öğretmen Lisesi, akıllı sınıflar, okuma kampanyaları, bin öğrenciye bin masa, AB hibe fonlarından sağlanan destekler, turizm projeleri, üretici birlikleri, kültürel çalışmalar, stratejik plan, ağaçlandırma ve çevre projeleri gibi örneklerini çoğaltabileceğimiz proje ile Gürün’e layık olduğu şekilde hizmet etmeye çalışıyor. Gürünlülere düşen de Kaymakamımızı bu projelerinde yalnız bırakmamak ve gereken desteği sağlamaktır. Bugüne kadar yaptığı projelere sağolsunlar hemşehrilerimiz ve hayırseverler gerekli duyarlılığı göstermektedir ancak daha fazlası yapılabilir. Örneğin bir Anadolu Öğretmen Lisesi Gürün için prestij bir proje. Nice yetişmiş insanı bulunan ilçemizde zorluklarla öğrenim görerek belli yerlere gelenlerin sayısı tahmin bile edilemeyecek kadar fazla. O dönemlerde eğitim şartları, teknolojik gelişmeler bugünkü düzeyde olsa çok daha fazla insanımız toplumda yer alabilirdi. Ancak o zamanın şartlarına göre işi sıkı tutan Gürünlüler zorluklara göğüs gererek ulaşılması güç makamlara dahi yükselmiştir. Zeki bir insan potansiyeli olan ilçemizden daha fazla bireyin yetişerek milletimize ve insanlığa faydalı olması için bugün belli yerlere gelmişlerin geçmişlerini unutmamaları lazım. Geçmişi hatırlarken geleceğe de yatırım yapmayı ihmal etmemesi lazım. Bir süre önce kaybettiğimiz değerli işadamı ağabeyimiz Asef Çoban’ın ismi verilen Gürün Anadolu Öğretmen Lisesi için başlatılan kampanyaya hemşehrilerimizin destekleri bekleniyor. Burada bir Gürün deyimini hatırlatmadan geçmek olmaz, kulakları çınlasın Nihat Kırış Bey’den dinlemiştim, “Arkanı unutma” sözü sanırım böylesi durumlar için kullanılır. Okuyup yada iş sahibi olup Gürün’den gidenler arkalarını unutmazlar umarım.

***

Okumadan geçmeyin

Yaz mevsiminin gelmesiyle canlanma hayatın her safhasında yaşanır oldu. Yurtdışındakiler ve güzel vatanımızın dört bir yanında bulunan hemşehrilerimiz sıla özlemiyle evlerine, köylerine gelmeye başladı. Tatiller Gürün’de geçirilir oldu. Önceden denize, yurtdışında gidenler bu gezilerine ‘mutlaka’ Gürün’ü, babaocağını da ekledi. Çok seyahat ettiğimiz için bazen yıllardır Gürün’e gelmeyenlerle karşılaşıyorum. Yıllar öncesini anlatıp hatıralarını paylaşıyor, üstelik imkanı olmasına rağmen bu tür kişilerin ‘yoğunluktan’ gelememiş olmasına anlam veremiyorum. Bazen böylesi durumlarla karşılaşınca sormaktan kendimi alamıyorum “Siz çocuklarınıza memleketinizi nasıl anlatıp tanıtıyorsunuz. Onlardan hiç ‘baba bizi Gürün’e götürmeyecek misin? Soruları almıyor musunuz, yada ‘bak evladım, burası bizim babaocağımız’ diyeceğiniz bir anınız olmayacak mı” diye gönlümden geçenleri paylaşıyorum. Gürün’e gitmekten fazla zevk duyacağınız bir yer daha var mı? Sizi memleket özlemi, sıla hasretinden koparacak başka sevdalarınıza ‘biraz dur’ deyip ailece deniz olmasa da, Gökpınar’da, Tohma kenarında ağaçların altında serinleyeceğiniz, mastafalarda sebzelerle uğraşacağınız, dalından meyve kopararak yiyeceğiniz, toprak damlı evlerde anıları yadederek geçireceğiniz birkaç gününüz yok mu…

 

aslantektas@hotmail.com








Bu yazı 3,134 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar (5)
  • Hasan VAROL / 4 Mayıs 2010 17:36

    NE AZİZ BİR DUYGUDUR,YARABBİ;?

    NE AZİZ BİR DUYGUDUR, YARABBİ;
    Dünkü kayserideki bir şehidimizin babasının törendeki o dik duruşu, şehitlik makamının ne kadar yüce oluşunu, bir daha bütün dünyaya, Kayseriden onurlu ve dik duruşuyla gösterdi.
    İşte bizler vatanı aziz bilip, ama şehitlik makamınıda Allah katıda yüce bilerek, bu şehitlik makamına erişmek, öyle her keze kolay kolay nasip olmuyacak , bir durumdur. Bunu şehitlik makamına erişen zat, ve ailesinde bir şehit veren ailede ,ancak bu kutsal değerin kıymetini bilir. (Örneğin Peygamberimizi eshablarından olan, Halit bin velit, o kahraman ulu insan, peygamberimizin o eshabı o güzel insan, peygamberimizle birlikte, bir çok şavaşlara katılmış, şehit olmak için en ön safları seçmiş. O kadar çok muhaberelere katılıyor ki, şehit olmak için , vucudunun her yeri, ok ve kılınç yaralarıyla doluyki, en son hastalanıp yataktayken, öleceğini anlayınca, yarabbi ben senin huzuruna şehit olarak gelmek istedim, ama nafile, kadınlar gibi yatağımda ruhumu, ve canımı veriyorum. Buna üzülüyorum.)
    Şehitlik makamı çok kutsal ve ailesinde şehit veren anne ve baba bile o şehit aile efradı olduğu için, toplum içinde saygı ve hürmete layık görülmüştür. Allah için ,canını feda ederek, şehit olarak can veren o güzel insanın yani, şehidinin ailesininde bazı günahlarını Cenabıhak af ediyor, şehidin ailesinin, Allaha yaptığı duası geri çevirmiyor.
    Bizler işte böle bir inaçın toprağıyla yoğrulmuş bir milletin evlatlarıyız. Bizler ne kadar fikir ve düşünce ayrılığıy le , bölük pörçük olsak dahi , vatanın bir tehlike durumunda , bu farklı düşünce ve fikirlerimizi bir tarafa bırakıp, bir ara gelip, vatan için birlikte elimizi taşın altına koymasınada biliriz.
    Ama üzülerek söylemem gerekir ki, ülkemizin içinde olmakta olan bu tatsız olayların sebi yine bu da iç ve dış düşmanların, oyununlarıyla ortaya sahneye koyuyorlar, halkımızı devamlı gergin tutuyorlar. Bizlerin arasına tefrika yaratarak, bizleri biribirimize düşürmektedirler. Ülkemizdeki bazı ark düşüncede olanlar, kendi çıkar ve karyeri için, bu vatanın, ,insanlarını örselemektedirler. En çok bu gün , bu ülke için çocuğunu şehit veren aileleri üzmekteyiz. Onların inancı gereği , kılıf kiyafetiyle ve ayrıca çocuklarının dini terbiye aldığı imam hatip okulları üzerinden, bu şehit ailelerimizi üzmekteyiz ve onları yıpratmaktadırlar. Halkımızdaki bu inaç runu hiçbir dinde ve hiçbir sistemde göremezsiniz. Bu gün Türkiye bir hasat bir zaman diliminden, geçmektedir. İnsanlarımızın bir biriyle dayanışma günüdür. (Kurt sisli havada, avını iyi avlar.) Ülkemizin içinde bulunduğu ,bu hassa günde, halkımızım, bu ülke içinde, işlenen bu üzücü olaylar karşısında, halkımız metanet sahibi olmalı, bir kıvılcım, bir ülkenin, sonu olur. Bu yüzden halkımızı, sabre ve matanatli olmaya çağırıyorum. Vatanımız için birlik ve dirliğimizi inşa edelim.
    Bu gün layik sistemi, her ayrı din, mezhep, ırk ve ayrıca görüşü ne olursa olsun. Ülkeyi idare eden , idarecilerimiz bu guruplara eşit mesafede bakması lazım diyor. Yasadaki yazılı metinde doğru, tamam bu metin bu şekiliyle, yasalarımızda yazılmaktadır, ama layiklik bu şekilde, ugulamakta ve yaşamakta olan insanlara ,farklı bir şekilde yansıtmaktadır.. Ama bu gün Türkiye Cumhuriyeti Yasaları ve idarecileri, bu layik sitemi halk içinde değişik biçimde ,uygulamada devam edilmekte, eşitlik ruhuna göre uygulanmamaktadır. Her devlet kademesindeki, idareci kendi düşüncesine göre layiklik sistemini uygulamaktadır. Ülkemizdeki layiklik sisteminin nasıl işleyişini, kiymetli insanlarımızın takdirine bırakıyorum. Onlar bu sistemin, uygulamasından mağdurudurlar.
    Ülkeyi idare edenlere söylüyorum;Allah aşkına yeter, bu halka yaptıklarınız bu kötülükler ve eziyetler, arşu alaya dayandı. Devleti idare eden yöneticiler, neden kendi halkına güvenmiyorsunuz. O halkın teşekkürüyle bu devleti meydana getirmedinizmi. O devletin tüm gider ve harcamalarını, bu halkın vergisiyle ödemiyormusunuz.. Allah aşkına sizler neyin peşinde koşuyorsunuz.Ülkeye yaptığınız bu yanlış davranışınızın ve tahribatın, karşısında, halkınızın inancı ve giyimiyle uğraşmaktan, elinizi çekin ,halkın inancına, saygı göstermelisiniz . O ailenin şehit çocuğuna kurumunuzda bir madalya vermek istiyorsunuz , o madalyayı almak için , o şehit aileyi kurumunuza sokmak istemiyorsunuz. Siz bu yetkiyi kimden alıyorsunuz. Kendinize gelin, insanların inancıyla , giyimiyle uğraşmayın. Bu gün vatanımızın, bir sıkıntıda olduğu zaman, bu karham, aileleri ön safta görüyorsunuz. Ülkenin her acısında onlar yanı başımızda. Vatan savunması için canlarını , orta koyan insanları içten kutluyorum, önlerinde saygılla eğiliyorum.Çünkü albayrağımın kırmızı rengi, bu aziz şehitlerimin rengidir. Ne mutlu sizin gibi, şehit ailelerini içinde bulunduran vatana ve millete. Ne mutlu , vatan için millet için,canını seve seve veren, onurlarıyla, şehit makamına varan aziz çocuklarıyla, vatan için çocuğunu feda eden o gururlanan ailelere. Nu mutlu bu şehitlik mertebesinde kavuşan değerli, insanlarımıza. Sizler çok yücesiniz, siler çok azizsiniz, bu ülke içinde, tekrar sizleri ayakta selamlıyorum.Ruhunuz şad olsun, mekanınız cenet olsun. Bu ülke ebedi kaldıkça, bu milletin insanları sizleri, dualarla ve minetle anacaklar, sizler ebedi istirhanızda, rahat olun, çünkü yüceler yücesi, Hazreti Peygamberimizin komşusu oldunuz, bahtıyar sizler gibi insanların başına. Sonsuz saygılarımı sunuyorum. Akifin bir şiiriyle noktalıyorum.
    (Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.. . Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi .. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın Herc ümerc ettiğin edvara da yetmez o kitab Seni ancak ebediyyetler eder istiab Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber Sana ağuşunu açmış duruyor peygamber.")
  • Suna / 12 Nisan 2010 14:48

    YAŞAMAYA BENİMDE HAKKIM VAR;

    Benimde yaşamaya hakkım var
    Beyim kaldığımız yer yüksek dağlarla çevrilmiş. Kışı uzun çok soğuk ve yazı kısa çok sıcak geçer. Ekseriyet bu çevre halkı hayvancılıkla uğraşır. Oda terör belasıyla bitmiş durumda.Ne can güvenliğimiz var nede düzgün bir sosyal yaşantımız. Evimizde bizlere yetecek bir parça ekmeğimiz olsun, kafamızı sokabilecek bir inimiz ve birde can güvenliğimiz olsa biz devletten bir şey beklemeyiz. Dünyanın en mutlu insanı biziz kendimizi öyle görürüz . Şimdi burada hayvancılığı bitirdiler, kimse eskisi gibi hayvan besleyemiyor. Eskiden her evin önünde bir iki büyük baş hayvan varken, şimdi çoğu hanelerin havlusu boş. Hayvanı olanda yazın uzak yerlere hayvanını götürmesi lazım. Oda bu terör ve kanun kaçakları yüzünden, yaylaya çıkamıyorlar. Jandarma karakolları var, onlar ancak kendilerini korumaya çalışıyorlar. Bir gün bir haber alıyorlar , bakıyorsunuz ki dağ taş asker doldu birkaç saat sonra bu askerler geri çekiliyor. Böyle yerlerin sık sık terörle başı dertte olan yerlerin, karakol sayılarının artırılması, bu karakolda çoğu zaman halkın içinde olması lazım. Halkta aralarındaki güvenlik amacıyla dolaşan askerleri görünce, onlarda kendilerini güvende hissederler. Çünkü devletini her zaman, halk yanında görmek ister. Buralara zaten bu durumdayken özel sektör gelip buralara yatırım yapmaz. Devlet kendisi buralara yapmadığı yatırımı, özel sektörden bekliyor. Bu gidişle çok bekler, kimse gelirde buralara yatırım yapmaz., Yatırım yapmak için gelen olursa devletin bazı kanunlarının boşluğundan yararlanarak, bazı çıkardığı teşfikler den yaralanmak için gelir.Teşfikile elde etiği parayı cebine koydu mu onun buralardaki yarım bıraktığı tesis ,o şekilde yarım kalır ve teşfikçimiz kayıplara karışır. Bizim buralar geçmiş hükümetler zamanında da , bu kendilerince uyanık geçinen lağım fareleri çoktur. Bu gün bu bölgelerde bir sürü yarım bırakılan inşaatlar ve tesisler var. Bu durum hiç yazılı ve görsel medyada göremiyoruz. Bu lağım farelerin devletten haksız elde etmiş olduğu bu kazançların faturası yine insanlarımıza çıkmaktadır. Devletimiz önce burada oturanların can güvenliğini sağlaması lazım.. Her haneye büyük ve küçük baş hayvan hibe edecek, bunu ziraat mühendistlerinin bilgi ışığında, hayvan veren haneleri koruyacaksınız.Ziraat mühendistleride bu halkı bilgilendirecek ki, bu haneler bu hayvanlarını nasıl beslemesi lazım bu hayvanlardan aldığı besinleri nasıl değerlendirmesi, kendi geçimlerini rahatlıkla yapabilsin ve her hane ayağını yere sağlam basınki, kendine mahsus yaşamlarını sürdürebilsin. Birde toki bu bölgede oturmakta olanlara depreme göre kendilerine bir konut yapıp uzun vadeli bir şekilde taksitle teslim ederse., Burada terör barınamaz, halkta devletin ona sağladığı güven içinde işine ve aşına bakar, ve devletine karşı güvencesi tam olur.
    Ama buralarda oturmakta olan vatandaşlar can ve mal güveni olmadığı için ayrıca bir çocuğunu askerde bir çocuğunu dağda olmasını istemediği için, bu bölgeden hızlı göçler var, küçük ve büyük illere. Bu sefer orda ki insanların yaşam koşulları kendilerine uyamadığı için, şehir içinde terör çetelerine teslim oluyor. Bu sefer orda hırsızlıklar, adam öldürmeler, kapkaçlar, intiharlar ve çetelere karışıp haraç toplamaya başlamaktadır.
    Bizler vatanımızı ve hakımızı seviyoruz. Burada yaşıyan insanları kamuoyuna kötütü bir şekilde lanse edilmektedir, biz bu durumdan rahatsız olmaktayız.Bizde bu ülkenin vatandaşıyız, diğer insanlarla aynı haklara sahibiz. Bizler ölürsek vatanımız türkiyede olmek isteriz. Başka bir yere kesinlikle gitmeyiz.
    Bizler şimdi TRT-6’şi izliyoruz. Benim anneannem ve baba annem Türkçe bilmeden öldüler, keşke şimdi sağ olsaydı, bu gün TRT-6’şi izleseydi. Bizler devletimizi çok seviyoruz, yalnız bura atandırdıkları iadereciler ve memurlar, doktorlar, güvenlik kuvvetlerinden bazıları, bu bölgede görevlerini yanlış bir şekilde kullanarak buradaki insanlara kötü davranışta bulunmuşlardı. Tabi burada devletimizin suçu yok. Devletimizin buraya atandığı o görevlide suç var. Tabi bu durumu devletimize nasıl izah edebiliriz, bunun güçlüğünü yaşamaktaydık. Şimdi bu internet aracılığıy her derdimizi devletimizle ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. Tabi bu bilgi çağıda güzel bir medeniyettir. Hepinizi seviyoruz, sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz.
  • Şenay ÇOBANOĞLU / 17 Şubat 2010 11:53

    MUHTARIN FERYADI;

    Muhtar feryat ediyor
    27 Ocak 2010 Çarşamba 16:21

    Başbakanın 2008/8 genelgesiyle zor durumda kaldıklarını belirten Muhtar Şenay Çobanoğlu, 330 TL olan maaşlarının yükseltilmesini ve sosyal haklardan yararlanmak istediklerini söyledi


    Başbakan’ın 2008/8 genelgesi yürürlüğe girdiğinden itibaren muhtarlar tepki gösteriyor. Genelgeyle birlikte yetkilerinin ellerinden alındığını, fakat 200’e yakın sorumluluğun kendilerine yüklendiğini belirten muhtarlar sosyal açıdan iyileştirme bekliyor. Muhtarlar genelge ile ikametgâh belgesi ve bazı belgelerin artık kamu kuruluşlarınca Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) ile verileceği ve muhtarların artık hiçbir görevi kalmadığı yönündeki haberlerden son derece rahatsız. Nüfus cüzdanı örneği, ikametgah gibi vatandaşın ihtiyaç duyduğu evrakların artık kurumlar tarafından verilmesinden şikayetçi olmadıklarını belirten muhtarlar, ancak muhtar maaşlarının asgari seviyeye çekilmesini, kendilerine yer verilmesini ve giderler konusunda yardımcı olunmasını istiyor. Musalla Mahallesi Muhtarı Şenay Çobanoğlu, 330 TL muhtarlık maaşı verilmesine karşın mühür yetkisinin alınmasının kendilerini zor durumda bıraktığını söyledi.
    “MASRAFLARIMIZI KARŞILAMAKTA ZORLANIYORUZ”
    “Almış oldukları 330 TL ödeneğin en düşük Bağ-Kur primi olan 300 TL’yi bile zor karşılamaktadır” diyen Çobanoğlu, “Muhtarlarımız büro, kırtasiye, telefon, su, kira, internet ve elektrik masraflarını bu ödenek ve Valilikçe açıklanan yıllık mühür ücretlerinden karşılamak zorundadırlar. Ancak genelgeyle muhtarların mühür ücreti karşılığı verdiği belgeler elinden alınarak, ilgili kurumlara verilmesiyle masraflarımızı kendimiz karşılıyoruz” dedi. Muhtarların yetki ve sorumluluk yasasının günün koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini aktaran Çobanoğlu, muhtara verilmeyen değerin halka verilmemiş sayılacağını kaydetti. Çobanoğlu, 1970 yılından itibaren kanun ve kararnamelerle muhtarlara 200’e yakın görev verildiğini aktararak şöyle konuştu: “Mahallede asayişin sağlanmasında karakola, tebligatların yapılmasında postacıya, tahsilâtta vergi memuruna, yoksul, yaşlı ve kimsesizlere yardım yapılmasında Valilik ve Kaymakamlıklara, seçimlerde seçim kurullarına yardımcı olmak, mahallede meydana gelen yeraltı ve yerüstü arızaları takip etmek ve ilgili yerlere bilgi vermek gibi 200’e yakın görevi vardır. Muhtarlık kurumu yerel yönetimlerin temel birimini oluşturmasına karşın, bu güne kadar yapılan yanlışlıklar sonucu zorluklar yaşamaktadır.”
    “DİĞER SEÇİLMİŞLERE VERİLEN HAKLAR BİZE DE VERİLSİN”
    Hiç bir muhtarın kendisini seçen kişilerle mühür ücreti vesaire para konusunda karşı karşıya gelmeyi istemeyeceğine dikkat çeken Çobanoğlu, ancak muhtarlık maaşının yükseltilmesini ve diğer seçilmiş kişiler gibi devletin tanıdığı haklarından yararlanmak istediklerini bildirdi. “Ellimizden mühür yetkisi alındı fakat sorumlulukta memurla aynı seviyedeyiz” diyen Çobanoğlu, “Muhtarlar olarak üstlenmiş olduğumuz sorumluluklar, çok büyüktür. Gece gündüz demeden çalışmaktayız. Bunu karşılık maaşlarımız asgari ücretin altında. Memurlar gibi sosyal haklarımız yok. Ama iş sorumluluğa geldiğinden memurla aynı seviyedeyiz. Bu bakımdan muhtarla ilgili kanun teklifinde bu hususlar göz önünde alınmalıdır” diye konuştu.
    HASAN AYHAN
  • halil kırmızı / 13 Ağustos 2009 21:46

    teşekkürler gürün haber

    sizlerin fedakar çalışmaları gayret ve önerileriniz inşallah birgün sonuç bulacak gürün,müzü sizlerin usanmadan yorulmadan gayret ve fedakarlıklarınızında katkısı ve hatta belkide bu çalışmalarınızda gürün haber gazetemiz çatısı altında gürün turzmi gürün alabalığı elması insanı ve bizlerin hayal bile edemeyeceğimiz gürün bahçelerimizide sitenizde klip video ve slaytlarla desteklemeniz ve internet stemizin tanıtımı güründeki sosyal aktiviteler otel motel hamam vs tüm ilgili konularıda kapsayacak stenin oluşumuda öncü olmanızı okurunuz olarak önerir ilgi ve fedakar çalışmalarınızdan dolayıda sonsuz teşekkürü borç bilirim gürün haber ailesine.
  • RUKİYE KARADUMAN / 28 Haziran 2009 19:33

    TEBRİKLER

    HA ŞÖYLE......HER ZAMAN ŞİKAYET EDECEK DEĞİLİM BEN İSTİYORUM Kİ HABERLER YİNELENSİN ESKİ HABERLER HER AÇTIĞIMDA KARŞIMA ÇIKMASIN MADEM YAPMIŞINIZ Bİ SİTE HAKKINI VERİN İNSANLARIN ZAMANINI BOŞA HARCAMAYIN.TEŞEKKÜRLER.YENİ HAERLERLE BİZİ BİLGİLENDİRDİĞİNİZ İÇİN