Gırgır mizah dergisinde
Köyde ilginç olaylar olduğu için tayin olan öğretmenler kısa sürede geri dönerler. Köyde her yer dökülmekte, derme çatma okula köylüler çocuklarını göndermemektedirler. Öğretmen başta normal bir Güneydoğu köyünde görev yaptığını zannetmekte, görevini yerine getirmeye çabalamaktadır. Bir gün köyde işini yapamamanın sıkıntısıyla dolaşırken, toprak sıvalı bir evin köşesine tekmeyle vurur. Evin toprak sıvası tekmenin etkisiyle dökülünce alttan çelik konstrüksiyon çıkar. Öğretmen hayretler içinde kalır. Evin küçük penceresinden içeri bakınca çocuklara birisinin ders anlattığını görür. Tahtaya bir “A” harfi yazmış ve çocuklara ‘A harfi’ni göstererek “Kozmik sistemde alfa, alfabenin ilk harfi olup, aynı zamanda organik bir bileşikte fonksiyonel bir kısımdan sonraki yani ikinci karbon atomuna verilen isimdir. ” diye ders anlatmaktadır. Öğretmenin hayreti iyice artar. Köyün başka bir galaksiden gelen uzaylıların binlerce yıl önce kurduğu bir üs olduğunu fark eder. Yerin altında çok farklı bir uygarlık vardır. İlginç olaylar öğretmeni köyden kaçırmak için yapılmaktadır. Tam bütün bu olanları herkese anlatmaya çabalarken kolonin görevi biter ve tüm köy dev bir uzay gemisi ile Dünya’yı terkeder.
Gürün’de Lise Caddesinden yukarıya Harukbaşı’na doğru daracık bir yoldan çıkarken toprak sıvası dökülmüş bir eski ev görmüştüm. Ev konak değildi, ama iki katlı, pencereleri artı biçiminde birbirine geçmiş oklava demirli, dar uzun pencereleri olan eski Gürün evlerinin özelliklerini yansıtan sıradan bir evdi. Adeta ev yapı teknolojisini bize göstermek için bir parça sıvasını sıyırmış gibiydi. Alavarza’daki öğretmen kadar olmasa da ben de hayret ettim. Toprak, taş, su, saman ve ağaç kullanılarak yani eldeki malzemelerle yapılmıştı. Duvardaki ağaç direkler arasındaki, destek olan çapraz daha küçük direkler desteği sağlamlaştırıyordu. Duvar içinde yer alan iki direk arasına dizilmiş olan küçük taşlar balıksırtı gibi eğik olarak dizilmiş, alttaki sıra ona dik olarak dizilmişti. Deprem anında sallandıkça balık sırtı dizilmiş taşlar daha iyi oturacaktı. Evin dışı samanla karıştırılmış toprak ile sıvanmıştı. Çatıya atılmış tersik adı verilen yuvarlak ağaçların birinci sırası önden arkaya doğru atılmışken ikinci sıra ona dik bir şekilde sağdan sola atılmıştı. Depremde hangi yönde sallanırsa sallansın tersikler her iki yönde de hareket ederek yıkılmayacaktı. Pencereler dar ama çok sayıda ve tavana yakın olduğu için gün ışığının daha fazla içeri girmesine olanak verecek şekildeydi. Sıvada yer alan saman, içinde barındırdığı hava ile izolasyon sağlayacak evin içi; yazın serin, kışın sıcak olacaktı.
Bu kadar sağlıklı ve depreme dayanıklı ev yapma teknolojisine sahip olan Gürün, bu evler yıkılıp yerine sıradan betonarme binalar yapıldıkça özelliğini kaybedecektir. Sadece konaklarını değil, bir dönemin yapı teknolojisini, yaşam biçimini anlatan sıradan evlerini de koruma altına almalıdır. En azından gelecek kuşaklara gösterecek bir iki örnek bırakmalıyız. Yoksa bir süre sonra sıradan betonarme binalarla dolu Gürün kalır elimizde.