Sevgili Öğrencilerim,
Lise yıllığını hazırladığınız için katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. İnceleyince biraz da komik buldum. Güldüm. Kendinizi anlattığınız, esprilerle bezenmiş metinleri aradan yıllar geçip tekrar okuyunca okuldaki o tatlı anılar gözünüzün önüne gelecek ve dudağınızda hoş bir gülümsemenin oluşmasına neden olacaktır. Kendinizi tembel, haşarı, kopya çeker göstermişsiniz. Haylaz bir öğrenci gibi düşünüp kendinizi yazmışsınız. Oysa ben ve diğer öğretmen arkadaşlarım biliyoruz ki, sizler çalışkan, her biriniz derslerinde başarılı öğrencilersiniz. Sizler Türkiye’nin aydınlık yüzüsünüz. Okulun müdürü olarak, sizlerle gurur duyuyorum.
Tüm olanaklarını sunan ailelerinize ve ülkemiz insanlarına vefa borcunuzu, Atatürk İlkeleri’nden taviz vermeden, aydınlık bir Türkiye ülküsü ile inançlı, sevgi ve kardeşlikle, çalışarak ödeyebilirsiniz.
Sizlere yaşamınızda başarı ve mutluluklar dilerim.
Lise Müdürü (Sıfırcı)
****
Değerli Öğrenci Arkadaşlarım,
Bu yıl Talat Kırış Ödüllerini içinizden bakalım kimler alacak? Armağan saatleri, yıllar içinde erkek arkadaşlarınıza kıyasla daha çok çaba göstererek kızlar alıyordu.. İlçe adına da sevindirici bu. Görelim bu yıl kimler alacak?
Biliyorsunuz Talat Kırış Ödülleri lise bölüm birincilerine, Gürün Lisesi’nin kurulduğu yıldan beri geleneksel olarak verilmektedir. Nihat Kırış “Ödüllerin verilmesindeki amacın öğrencileri başarıya teşvik etmek olduğunu ayrıca eğitimi çok önemsediğini ve eğitime destek vermek istediğini…” belirtmiştir. Bizler de Talat Kırış Ödülleri için Sayın Kırış’a Gürün Lisesi’nin öğretmen ve öğrencileri olarak teşekkür ederiz… Çok çalışmakla, daha çok çalışmakla insanlığa, ülkemize faydalı olacak ve bunu kanıtlayacağız.
Müdür Muavini (Çatık kaş)
****
Sevgili Arkadaşlar,
Öyle zamanlar vardır ki hiç geçmesini istemeyiz. Evet, şimdi o an… Arkadaşlarınızdan, öğretmenlerinizden ve okuduğunuz liseden ayrılıyorsunuz. Şu günlerde ben ve diğer öğretmen arkadaşlarım sizleri mezun etmenin kıvancının yanında bu eğitim yuvasından ayrılıyor olmanızın da hüznünü yaşıyoruz.
İnşallah, amaçladığınız üniversitelere girecek sonraki yıllarda kariyer sahibi kişiler olarak mesleklerinizde uç noktalara gelecek bu güzel ülkeyi daha ileri, çağdaş seviyeye taşıyacaksınız. Şunu hiç unutmayın; emeksiz başarı olmaz.
Sizleri hiç unutmayacağım…
Edebiyat Öğretmeni (Zılgıtçı)
****
(ÖĞRENCİLERİN KALEMİNDEN)
O GÜZEL GÜNLER
Yıllar nasıl da çabuk geçiyor. Arkadaşlarla, hocalarla ilk tanıştığımız gün daha dünmüş gibi. İlk sınavlar, sözlüler, ödevler, yarıyıl tatilleri… I. Dönem ve sınıf geçme karneleri… Teneffüslerde koridorlardaki neşeli çığlıklarımız, koşuşturmalar… Yıllar jet hızıyla geçti. Ogün okula başlarken merhaba demiştik; lise yılları bitti şimdi ayrılık vakti… Sevgili arkadaşlar, neler yapmadık ki o süreçte anımsayın lütfen: “Hocam, o yazılıyı iptal edin, hepimiz döküldük…”, “Ahmet zile ne kadar kaldı?”, “Beş dakika mı? Coğrafyacı sözlüye daha kimseyi kaldırmaz.”, “O yazılıdan sıfır değil bir gelecekti. Hoca hakkımı yemiş”, “Ah, bir Cuma günü gelse…” sözleri ile tükettik yılları. Yazılılarda kopya çekme sanatını başarı ile yaptık. Tam bir profesyonel gibi panik ve heyecansız, bir hatanın bütünlemeye götüreceğini unutmadan… Ünlü bir tiyatrocu gibi rol yaparak öğretmene sanki derse çok iyi hazırlanmış havası yaratarak… Ne güzel günlerdi, of- oooff!..
****
PARA DURUMLARI
Bazen yazılı günleri arifesinde, paraya da ihtiyacı olunca kimi arkadaşlar oturduğu sırayı kiraya vermek veya satmak isterdi. Teneffüste şöyle bir levha asılırdı duvara; “Arkadaşlar, öğretmenin göremeyeceği, kopya çekmeye tam elverişli, cam kenarındaki kaloriferli her diliminde ufacık matbaa yazısı gibi ama dikkat çekmeyecek şekilde silikçe, bütün derslerin kopyası olan sıramı bu yıl kiraya vermek veya satmak istiyorum. Duyurulur.”
HALLERİMİZ -1-
Oscar’a aday film senaryoları gibiydi hallerimiz. Bir kelebeğin daldan dala konması gibi dersi asıp bazen dışarıda, bazen sınıfta geçen okul yılları tam bir (MACERA) olsa gerekti… Derste sözlüye kalkıp kem küm söz etmek… Hoca Yeni Delhi’yi sorunca bir bitkinin Latince adıdır demek (KOMEDİ) idi. Hocalarımızın kara kaplı not defterini açıp sözlüye çağırması ise nınınııın… (GERİLİM) di… Gürültü yapıp disiplin kuruluna verilince ki veya yaramazlık yapıp okuldan uzaklaştırma alınca ki halimiz (DRAM ) dı…(JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ) ise ÖSS test kitaplarına çalışırken ki veya öğretmenimize her sabah çiçek verirken ki halimizdi.
HALLERİMİZ -2-
Herkesin bildiği ama söylenip konuşulmayan bize özgü haller geliştirmiştik. Sınıf başkanı Erol art arda 4 kez öksürdü mü, bu cebir dersini kaynatalım demekti. Hele fizikçinin o zor problemi üç kez anlatıp sonra sınıfa dönerek “Şimdi anladınız mı?” diye sorunca, anlamadığımız halde biraz da ayıp olmasın diye evet anlamında başımızı sallamamız gibi… Bazı arkadaşlarımız çok cesur olurdu. Çizgi roman kahramanı Red Kit gibi cesaretle ama hiçbir şey bilmeden sözlüye kalkar, biliyormuş numarası yaparak ilgisiz şeyler anlatır, zil çalana kadar dersi kaynatır, bizi de sözlüden kurtarırdı. Bizler de onu pastaneye davet ederdik… Kimya sınavı arifesinde, o aksi, yüzü hiç gülmeyen hocamızı adeta kan içen Drakula gibi görürdük.
DUVAR GAZETESİ
Okulun duvar gazetesine bizi anlatan esprili şeyler yazardık. Bazıları şöyle idi: “Karnemi isteyerek düşürdüm. Her halde sıfır dolu o karnemin kenarlarına overlok yaptıracak veya çerçevelettirip duvara asacak değildim. Hatta o sıfırları dikiş makinesinde sarı ve mavi iplerle çiçek tarlasına da çevirebilirdim ya neyse… Ama şimdi pişmanım. Bulanların insaniyet namına makasla lime lime kesmesini rica ediyorum. Yoksa babam bulursa karne yerine galiba beni doğrar…”
****
5 derece miyop sıfırcı Hilmi’nin dersinde, makyajla benim kimliğime geçecek, yerime edebiyat sözlü ve yazılılarına girecek, ödevleri yapacak ve sınıf geçecek biri aranıyor.
NOT: Karşılığında yaz tatili kampı bedava.
TASVİR
Ah, şu sınıf başkanı Cabbar… O nedir o, siz bilmezsiniz. Boş saatlerde “Yeter be, susun, gürültü yapmayın. Yoksa müdür muavinine şikayet ederim….” demesi yok mu. Çıldırtıyor beni. Böyle de olunmaz ki… Ah Cabbar, ah! Yine de hakkını yememek gerek. Drakula gibi uzun, eğri, sarı dişlidir. Malkoçoğlu gibi atak ve serttir. Frankeştayn gibi insana yaklaşır. Karaoğlan gibi yakışıklıdır. Mavi Sakal gibi insanın canını acıtır. Yani bizim başkan, ‘Ünlüler Ansiklopedisi’ndeki kişilere benzer biraz da.
NOT: Cabbar yüzünden müdürden azar işiten Ömer’in kompozisyonu
YARININ GÜNDEMİ
Coğrafya sözlüsü yaptırılmayacak.
Saat: 8.30- Arkadaşlara fikrimi benimseteceğim… Coğrafyacıya, “Hocam, memleketiniz Afyon’un lokumu ne güzel olur. Valla canım çekti…” diyerek giriş yapılacaktır. Arka sırada oturan İsmail de “Benim de canım çekti…” diyerek gaz verecek. Hoca defterden bir kader kurbanını sözlüye çağıracakken bir an vazgeçip defteri kapatacak. Hocamızın herhalde ağzı sulanacak. “Şimdi olsa da yesek. Hele o sucuğunu…” Ön sırada oturan Halil vitesi yükseltecek… Memleket özlemi içindeki Ziya beye, sözlü yapmaması için her yol denenecek. Dersin sonlarına doğru kaymaktan söz açacağız. Zilin çalmasını bekleyeceğiz.
Saat: 12- Kopya hazırlayacağız.
Saat: 13.30- Yarın ki fizik yazılısı da yaptırılmayacak… Dereden 8 kurbağa toplanacak. Sınıfın; kara tahta, kürsü, sandalye gibi muhtelif yerlerine konulacak. Şaziment hoca kurbağaları görünce sınıfa giremeyecek. Görevliyi çağıracak. Vırraak, vırraak diye sınıfta vırraklayan kurbağaları tutup saklayacağız. Hocamız, çıkarın kağıtları deyince biz sakladığımız kurbağaları gizlice tekrar ortaya salacağız… Böylece vırraak sesleriyle zaman geçecek. Hocamız yazılıdan vazgeçecek.
Saat: 17.30- Eve gelince babaannem, “Dersler nasıl geçti?” diye sorunca “Çok güzel bir gündü…” denilecek.
ÇALIŞKAN BEKİR’İN GÜNLÜĞÜ
Geometri sözlüsünden 10 aldım bugün. Fen yazılısı da mükemmel geçti. Galiba 10 gelir. Edebiyat ödevine hoca 10 vermiş. Dün de İngilizceden 10 aldım. Yarın matematik yazılısı var. Yutmuş gibi her şeyi biliyorum. Problem çözmeme gerek yok. Bu akşam en iyisi, iki ay sonraki işleyeceğimiz derslerin konularına çalışayım. Buradan mezun olmama az kaldı. Biraz da babamın hukuk ve ekonomi kitaplarına göz gezdireyim.
****
SON SAYFA
Her ne kadar sürç-ü lisan ettikse affola
Öğrencilik yılları öykülerimiz işte bu yıllıkta…